Get Adobe Flash player

Reklamı Kapat

Reklamı Kapat

SAYFA 86:(okul dışı etkinlik)
GEZİ (YAZISI) ÖRNEĞİ:

OTORAY YOLCULUĞU NİĞDE – KAYSERİ
Niğde’ye yaklaşıyorduk.
Yanımda  oturan bir Niğdeli şehrin eteğini saran ağaç kümeleri arasında pek iyi  seçemediğim bir noktayı işaret etti. — Faruk Nafizin hanı, dedi.
Büyük  şairin han sahibi olduğu günleri de inşallah görürüz. Fakat yol  arkadaşımın bana gösterdiği bina sadece Faruk Nafizin unutulmaz Han  Duvarları şiirinde tasvir ettiği han idi.
Kıyafetinden anlaşıldığına  göre Niğdeli arkadaş bir esnaf yahut işçi idi. Böyle olmakla beraber Han  Duvarları’nı ve Faruk Nafiz’i biliyordu. Daha garibi trende ilk gördüğü  bir yabancının bu şiiri, şiirde tasvir edilen hanı ve Faruk Nafiz’i  tanımamasını kabul etmiyor, ateş ve su nev’inden herkesçe malûm  şeylerden bahseder gibi iki kelime ile bana maksadını anlattığına  inanıyordu.
Güzel şiirin kudreti! iyi yazılmış bir manzum hikâye  koskoca bir hanı, koynundaki tapu senedine rağmen asıl sahibinin elinden  alıyor, Faruk Nafiz’e malediyordu.
Maamafih arkamızda ayakta duran  ve bizi dinleyen uzun boylu bir sakallının “yok yahu.. O han falanındır”  diye öteki mal sahibinin hakkını da ziyadan kurtardığını itirafa  mecburum.
Niğde ile Kayseri arasındaki yolu, Faruk Nafiz’in istiklâl  muharebesi senelerinde kona göçe üç günde aştığı o uzun mesafeyi, ben  bugün otoray denen yeni icat bir âlet içinde, âdeta uçarak geçiyorum.
Akşamın beş buçuğunda daha Niğde istasyonunda kahve içiyordum. Sokak fenerleri yanarken Kayseri’de olacağım.
Bisikletin  ilk icadı zamanlarında ona verilen Şeytan Arabası ismini bu otoraya  saklamak lazımmış! Otoray görünüşte yirmi otuz kişilik büyücek bir  otobüs. Fakat ikisi arasında âdeta nalınlı adam ile patenli adam farkı  var. Otobüsün mütemadiyen taşla, toprakla boğuşmasına mukabil Otoray,  cilâlı çelik raylar üstünde yağ gibi kayıyor.
Ulukışla ile Kayseri  arasında günde iki sefer yapan bu arabaların, birinci ve ikinci sınıf  yolcuları için, şoförün arkasında dört maroken koltuğu, cemekânlı bir  kapı ile buradan ayrılan geri tarafında da demokratlara mahsus, yirmi  otuz kişilik kanapesi var.
Bazı şakacı yolcular lüks kısma Lortlar kamarası, ötekine Avam kamarası adını takmışlar.
Bu  Otoray, yolları âdeta çocuk oyuncağına çevirmiş. Meselâ Kayserililer  bizim Ada vapurları biletinden daha ucuz bir para ile günübirliğine Bor  bahçelerinde eğlenmeye gidiyorlar.
Şoför, daha doğrusu makinistin  bana anlattığına göre Adana ve Kayseri ‘de oturan iki akraba, meselâ bir  ana kız pazar sabahları bulundukları yerden hareket ediyor, öğleyin  Ulukışla’da birleşiyorlar; akşama doğru yine evlerine dönüyorlarmış.
Bu  seyahat, artık yolculuktan usandığım bir zamana rastlamış olmakla  beraber beni atlı karıncaya binmiş bir bayram çocuğu gibi  eğlendiriyordu. Otoray, son derece munis bir dekor arasından akıp  giderken kâh makinistin omuz başından önümüzdeki yola, kâh arkaya  geçerek akşam ışıkları ile sararıp kızaran ovalara bakıyordum.
Yeni bir icat yalnız manzaraları ve hayatı değiştirmekle kalmıyor; duygularımıza, dünyayı görüş tarzımıza da tesir ediyor.
Yolculukta  akşam, insanının gayri ihtiyarî garipsediği, kendini karanlık  düşüncelere bıraktığı saattir. Halkın akşam garipliği terkibile  anlattığı bu duyguda kendimizi uçsuz bucaksız mesafeler arasında  kaybolmuş hissetmemizin, arkada bıraktığımız uzağı bir daha görmek  şüphesinin, öndeki uzağa yetişememek korkusunun elbette bir payı vardır.  Mesafelere hâkim olmak emniyeti işte bu şüphe ve korku mefhumunu  kaldırıyor, insana bu geniş ovalarda kendi mahallesinde, evinin  bahçesinde dolaşmak hissini veriyor.
Faruk Nafiz :
“Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar”
diye  anlattığı bu yolu, vaktiyle bir yaylının şiltesine uzanarak, “kendini  tekerleğin sesine kaptırarak” geçmiş olmasaydı da benim bindiğim otoray  içinde tayyarede gibi geçseydi bu acı gurbet şiirini bilmem yazabilir  miydi?
Reşat Nuri Güntekin
(Anadolu Notları’ndan)

Evliya Çelebi Darüşşifayı Anlatıyor
1682  yılında Edirne’yi ziyaret eden Evliya Çelebi, külliyeden; “Orada bir  Darüşşifa vardır ki dil ile tarif edilmez, kalemler ile yazılmaz “ diye  bahseder. Ünlü seyyah, ayrıca külliye için şu ilginç tanımlamaları  kullanmıştır:
“Adı geçen bağın ortasında, göğe baş uzatmış bir yüksek  kubbedir ki güya aydınlık hamam camekanı gibi tepesi açıktır. Bu açık  yerde altı adet ince mermer sütunlar üzerinde Kiyanıyan tacı gibi bir  kubbecik vardır. San’atkar iş üstadı, bu küçük kubbenin ta tepesine  halis altın ile yaldızlanmış bir çeşit demir mil üzerine bir bayrak  yapmış, ne taraftan rüzgar eserse, o bayrak o tarafa döner. Garip  görünüşlüdür. Ama aşağı büyük kubbe sekiz köşelidir. Bu kemerli kubbe  içinde dahi sekiz kemer vardır. Her kemerin altında bir kış odası  vardır. Bu odaların her birinde ikişer pencere vardır. Bir penceresi  odanın dışında olan gülistanlı ağaçlığa bakar, diğeri de bu büyük  kubbenin ortasındaki büyük havuz ve şadırvana bakar. Bu sekiz adet kış  odalarının önünde , yine büyük kubbe içinde sekiz adet yazlık odalar  vardır.
Üç tarafı kafesli mermerler ile yapılmış bu büyük kubbe  altındaki büyük havuzun çevresindeki sel sebillerden berrak su çağlayıp  havuza girince , fıskiyelerden berrak su, kemerli kubbenin göbeğinde  nihayet bulur.
Böyle dikkat ve özenle yapılmış şifa yurdunun  anlatılan odalarında çeşitli hastalıklara tutulmuş zengin ve fakir,  ihtiyar ve genç doludur.
Bazı odalarda ilkbaharda delilik mevsiminde  Edirne’nin aşk denizi derinliğine düşmüş sevdalı aşıklar çoğalıp,  hekimin emriyle bu tımarhaneye getirilerek altun ve gümüş yaldızlı  zincirlerle kerevetlerine takılıp, her biri aslan yatağında yatar gibi  kükreyip yatarlar… Kimisi havuz ve şadırvanlara bakıp kalender hülyası  kabilinden sözler eder, nicesi dahi o kemerli kubbenin etrafında olan  gülistan ve bağ ve bostan içindeki binlerce kuşların cıvıltılarını  dinleyip, delilerin perdesiz ve ölçüsüz sesleriyle feryada başlarlar.
Bahar  mevsiminde çiçek kısmından sim ve zerrin, deveboynu, müşkü rumi,  yasemin, gülnesrin, şebboy, karanfil, reyhan, lale, sümbül gibi çiçekler  hastalara verilip güzel kokuları ile hastalar iyileştirilirler. Fakat  delilere bu çiçekleri verince kimini yerler, kimini ayakları altında  çiğnerler. Bazıları dahi meyveli ağaçları seyredip, ah daha hel hope pe  pohe pelo deyip, çimenlik temaşası ederler…”

örnek gezi yazısı:
ROMA’DA
Bu,  Roma’ya üçüncü gelişimdir. Ama Roma,orada doğup orada büyüyenler için  bile bitmez.Her heykel, her tablo, her anıt, size her görünüşünde  güzelliğin yeni bir sırrını açacaktır.Roma’da heykel vatandaş olmuştur.  0, müzede değil, bizim gibi sokaklarda dolaşıyor,meydanlarda geziniyor,  parklarda dinleniyor!
Sabahleyin ağzından sular dökülen aslanları  seyrederek Doney’e gittim. Burası, büyük otellerin, şık mağazaların ve  camlarından hare hare sular akan çiçeklerin sıralandığı büyük bir cadde  üstünde, Via Veneto’da bir kahvedir ama Mehmet Akif’in “Mahalle Kahvesi’  değil, bir temizlik ve zarâfet sergisi…
Kaldırım üstündeki  masalardan birine oturdum. Garson, ısmarladığım portakal suyunu getirdi.  içinde dört köşe, pırıl pırıl bir buz parçası,yanında, ipek kâğıtlı  keselere el değmeden doldurulmuş şeker…
Bardağı yudum yudum emerek  caddeyi seyrediyorum: iskarpinler geçiyor… Siyah iskarpinler, beyaz  iskarpinler… Bağlısı var, düzü var, fiyonklusu var. Ama iki şey yok:  Boyasızı bir,çarpık ökçelisi iki.
Gözlerimi yavaş yavaş yukarı  kaldırıyorum:Her kadın başı güzel taranmış ve her erkek çehresi jiletten  yeni çıkmış. Roma sokaklarında dağınık kafa, kepekli saç ve tıraşsız  surat göremezsiniz.Via Veneto yolcuları arasında bir şey daha yok: Hasta  ve sarsak adam. Değil koltuk değnekleriyle asfaltı karıştıran topala,  değil bastonuyla kaldırımları dürtükleyen köre, öksüren insana bile  rastlayamazsınız. Avrupalı , öksürdü mü:
— Hastalandım, deyip yatağa giriyor.
Yusuf Ziya ORTAÇ
Göz Ucu ile Avrupa

İLK TÜRK GEZGİNİ EVLİYA ÇELEBİ
Evliya Çelebi D.T (1611, İstanbul – Ö.T(1683), Mısır Türk gezgin ve yazar. Asıl adı Mehmet’tir.
Evliya  Çelebi, 25 Mart 1611′de İstanbul’un Unkapanı semtinde doğdu. Babası,  saray kuyumcubaşısı olan Mehmet Zılli Efendi’dir. Çelebi ailesi aslen  Kütahyalı olup, fetihten sonra İstanbul’a yerleşmiştir.
Evliya  Çelebi, çok iyi bir öğrenim gördü. Önce mahalle mektebine gitti. Daha  sonra Şeyhülislam Hamit Efendi Medresesi’ne girdi. Burada yedi yıl  okuduktan sonra saraya özgü bir okul olan Enderun’a devam etti.
Okul  öğreniminin dışında özel hocalardan Kur’an-ı Kerim, Arapça, güzel yazı,  musiki, beden eğitimi ve yabancı dil dersleri aldı. Kur’an-ı Kerim’i  ezberleyerek hafız oldu.
Evliya Çelebi, öğrenimini bitirdikten sonra  sarayda görev aldı. Yaptığı işlerle padişah ve devlet ileri gelenlerinin  beğenisini kazandı. Bu yüzden çok yüksek görevlere getirilmesi  düşünülüyordu.
Evliya Çelebi’nin düşünceleri ise çok farklıydı. Daha  küçük yaşlarından itibaren içinde müthiş gezi arzusu vardı. Yeni yerler  görmek, yeni insanlar tanımak istiyordu. Bu yüzden sarayda fazla  kalamadı. Kendisinin anlattığına göre bir rüya üzerine meşhur gezilerine  başladı.
İlk gezisini, İstanbul ve çevresine yaptı. Daha sonra  İstanbul dışına çıktı. Artık, gezileri birbirini izliyordu. Tam elli yıl  boyunca durmadan gezdi. Gezdiği yerler arasında o zamanki Osmanlı  İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan hemen hemen bütün yerler  vardı.
Evliya Çelebi, bu gezileri sırasında çok ilginç yerler gördü.  Yeni insanlarla tanıştı. Birçok olayla karşılaştı. Savaşlara katıldı.
Gezmek için gittiği son yer Mısır oldu. 1683 yılından sonra vefat etti.
Evliya Çelebi’nin bugün bile önemini taşıyan Seyahatnamesi işte bu gezilerin ürünüdür.

SEYAHATNAME
Seyahatname Evliya Çelebi tarafından 17. yüzyılda yazılmış olan çok ünlü bir gezi kitabıdır. 10 ciltten oluşur.
Gerçekçi  bir gözle izlenen olaylar, yalın ve duru, zaman zaman da fantastik bir  anlatım içinde, halkın anlayacağı şekilde yazılmış, yine halkın  anlayacağı deyimler çokça kullanılmıştır.
Evliya Çelebi,  Seyahatnâme’sinde gezip gördüğü yerleri kendi üslûbu ile anlatmaktadır.  Evliya Çelebi’nin on ciltlik Seyahatnâme’si, bütün görmüş ve gezmiş  olduğu memleketler hakkında oldukça önemli bilgiler içermektedir. Eser  bu yönden Türk Kültür tarihi ve gezi edebiyatı açısından önemli bir yere  sahiptir.

SAYFA 87
GEZİ YAZISI
HAZIRLIK
“Çok  yaşayandan sorma, çok gezenden sor” atasözü gezen insanın farklı  kültürleri , farklı coğrafyaları görüp, faklı insanlarla tanışarak  bilgisini, görgüsünü kültürünü arttırdığı, bu şekilde gezilerin insanın  ufkunu açtığını anlatır.
Gezi yazıları, gezilen yerler hakkında  izlenim ve bilgilerin(coğrafi,tarihi özellikler,kültür ve tabiat  zenginlikleri, gelenek görenekler…) diğer insanlara aktarmak için  yazılabilir.

SAYFA 90
1.ETKİNLİK
Okuduğumuz gezi yazısıyla  diğer gezi yazıları içerik ve bakış açısı olarak birbirinden  farklıdır.Her yazar farklı bir yerle ilgili anlatmaya değer ilginç  yönlerini kendi düşüncelerini ve yorumlarını da ekleyerek kendi bakış  açısıyla ifade etmişlerdir.

Gezi yazılarının ortak yönleri:
Gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi ve gözlemler anlatılmıştır.
Gezilip görülen yerlerin tarihi, sosyal,ekonomik, kültürel yaşantısı yansıtılmıştır.
Dil açık,sadedir.
Genelde göndergesel işlev kullanılmıştır.
Öyküleyici, betimleyici, açıklayıcı, öğretici anlatım türleri kullanılmıştır.
Yazarlar kendi yorumlarını da katmışlardır.

Farklı yönleri:
Her yazar farklı bir yeri kendi bakış açısı bilgi ve gözlemlerine göre anlatmıştır.

2.ETKİNLİK
“Beserabya Köyleri” adlı gezi yazısından…
Komrad’ın Beserabya’da (bugünkü Moldova) Gagavuz Türklerinin yaşadığı tek kasaba olduğunu
Köydeki yel değirmenlerinin bulunduğunu
Gagavuzların toplu halde yaşadığı ve birbirlerine çok bağlı olduğunu
Komrat’ın 14bin nüfuslu olduğunu
İnsanların yalnız çiftçilikle geçindiği
Gagavuzların kültürlerine son derece bağlı olduklarını
Ana yurttan çok önceleri koptukları halde Türklüklerini kaybetmediklerini… öğrendik.
Bu bilgiler daha önce hiç bilmediğimiz Beserabya köyleri hakkında az da olsa bilgi edinmemizi sağladı.
Yazar,  gezdiği bu yörenin bütün özelliklerine yer vermemiştir.Çünkü gezi  yazılarında görülen her şey değil sadece yazarın dikkatini çeken kültür  ve doğa zenginlikleri, tarihi ve sosyal özellikler ve yaşama biçimi  hakkında bilgi verilir.

3.ETKİNLİK
ÖRNEK METİN…
“Yamacındaki  yemyeşil çam ağaçlarının aksinin vurduğu pırıl pırıl bir göl…Zümrüt  teninin içinde bir cennet bahçesi saklayan enfes bir doğa harikası  burası.Ciğerlere doldurulan bu tertemiz havada çamlara özgü o mis koku  nefeslere karışıyor.Bir, kuş sesi eksik fonda.O mis kokuyu içime  çekerken gözlerimi kapatıp ormanın derinliğinde kaybolmuş kuş seslerini  duymaya çalışıyorum.Gözlerim kapalı, ne kadar kalıyorum böyle  bilmiyorum; ama tam da kuşlar şakımaya başlıyor ki hayalimde  birden…….” (devam edebilirsiniz)))

SAYFA 91
Herkesin duyuş ve düşünüşü, bakış açısı birbirinden farklı olacağı için yazılanlar arasında farklılıklar olacaktır.

4.ETKİNLİK
Metindeki anlatım türleri ve örnekleri

-Öyküleyici anlatım:”Komrat Lisesi’ni bitirmiş bir genç kız gördüm,Türkçe konuşmakta güçlük çekiyordu.”

-Betimleyici  Anlatım:”Alabildiğine düz ve geniş bahçeler, bahçeler içinde beyaz  boyalı muntazam, kiremitli, çoğu tek katlı evler…”

-Açıklayıcı Anlatım:”Halkın büyük çoğunluğu Gagavuz olan on dört bin nüfuslu Komrat yalnız çiftçilikle geçinen bir kasabadır.”

-Söyleşmeye Bağlı Anlatım:
-Sen nesin?
-Gagavuz
-Gagavuz ne demek, Bulgar mısın?
-Yok, Bulgar değilim…”
-Peki, ya nesin?
-Türk

Metnin  yazılış amacı gezilip görülen Beserabya Köyleri hakkında izlenimlerin,  gözlemlerin canlı ve etkili bir şekilde aktarılması olduğu için metinde  bu anlatım türleri kullanılmıştır.

5.ETKİNLİK: Metindeki  paragraflar metnin bütünlüğü bozmayacak şekilde birbirine  bağlanmıştır.Paragrafların yapı unsurları olan cümleler birbirlerine  bağlanmış, başka konulara atıfta bulunularak paragraflar arasında  geçişler sağlanmıştır.Metindeki diğer paragraflar da Beserabya Köyleri  hakkında okuyucuya bilgi vermek amacı etrafında yapı unsurlarıyla  oluşturulmuş ve bu amaçla bütünsel bir biçimde birbirine bağlanmıştır.

6.ETKİNLİK:  Metnin yapı unsurları metnin iletisini vermek amacıyla düşünsel bir  bütünlük içinde bir araya getirilmiştir.Yapı unsurları metnin iletisini  vermede ve somutlaştırmayı sağlamada birer araçtır.
7.ETKİNLİK: Duygularınızı belirtiniz.

SAYFA 92
8.ETKİNLİK
Tarihi, coğrafi özellikleri
Sosyal, ekonomik, kültürel yaşantısı
Ahlak, gelenek ve görenekler gibi bilgiler yer almıştır.
Bu bilgilerden yola çıkılarak gezi yazıları sosyoloji, tarih, coğrafya gibi bilim dallarına yarar sağlar.

9.ETKİNLİK
Okuduğumuz gezi yazıları açık, duru, akıcı ve yalındır.
Bu anlatım özellikleri gezi yazıları için önemlidir.Çünkü amaç, okuyucuya bilgi vermektir.

10.ETKİNLİK
Anlatım bozukluğu olan cümlelerin düzeltilmiş hali:
“Yabancı  bir dille lise tahsili görmüş, kafasındaki kavramlar (artmış) ve  dünyayı görüş seviyesi yükselmiş bir insan…” (fiilimsi eksikliğinden  kaynaklanan anlatım bozukluğu)
“Yalnız Hristiyan değil hatta müslüman birçok Türk kitlesinin …(tamlama yanlışlığı)

11.ETKİNLİK
1.cümlede:
ilerde: ses düşmesi
köyü-n-ü: ses türemesi ( Türkçe’de iki ünlü harf yan yana gelmediği için “n” kaynaştırma harfi gelmiş)
savaşçı : benzeşme
ses daralması yok…

2.cümlede
ses düşmesi yok
ses  türemesi: hak-k-ım-da (“hak” sözcüğüne lütfen dikkat ediniz.Yardımcı  eylem( et-) aldığında ses türemesi olmaz; ama “-ı,-a” gibi ünlü ekler  aldığında ses türemesi olur.
ses benzeşmesi yok
gizlemiyorum: ses daralması ( “yor” eki kendinden önceki geniş ünlüyü (a-e) daraltır.

SAYFA 93
12.ETKİNLİK
Metinde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılmıştır.

13.ETKİNLİK
GEZİ YAZISI-ANI KARŞILAŞTIRMASI
BENZER YÖNLER
İki türde de açık, sade, anlaşılır, içten bir dil kullanılır.
İki türde de dil göndergesel işlevde kullanılır.
Her iki türde de açıklayıcı, betimleyici, öyküleyici anlatım türleri kullanılır.
Her iki tür de başka bilim dallarına kaynaklık edebilir.

FARKLI YÖNLERİ
Anılarda  amaç yazarın yaşamından ilgi çekici olayları anlatmakken gezi yazıları  gezilip görülen yerler hakkında okuyucuya bilgi vermek için yazılır.
Gezi yazılarında gözlem önemli bir yer tutar, anılarda ise yazarın kendi yaşamına dair izlenimleri vardır.
Anılarda çevreye ait bilgiler gezi yazısı kadar ayrıntılı değildir.

ANLAMA-YORUMLAMA
14.ETKİNLİK
Yazara  göre ana dilinin zenginliklerinden habersiz olan ve kendi milletiyle  bağlarını koparmış insanlar ancak konuştuğu dilin dar çerçevesinde  düşüncelerini anlatmak zorunda olur.Böyle bir insan dili daha zengin ve  kalabalık yabancı topluluklar arasında kaldığında da kendi ana dilini  kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
Yazar bu görüşünde son derece haklı, çünkü dilini kaybeden milletler yok olmaya mahkumdur.
Gezi yazısında işlenen konuyu yazar kendi kişisel gözlemlerine, izlenimlerine ve bakış açısına göre öznel bir şekilde anlatır.

15.ETKİNLİK
Evliya  Çelebi son derece dikkatli bir seyyahtır. O, gezdiği yerlerin tarihini,  coğrafyasını, iklim ve tabiatını, sanat eserlerini, insanlarını,  insanlarının giyiniş, yaşayış, dil ve dinlerini, silahlarını,  âdetlerini, tanınmış hususiyetlerini, yerleşme şekillerini, kısaca şahsi  ve günlük hayattan, cemaat hayatına, manevi hayata kadar bütün  unsurları eserine almıştır. Bu durum Seyahatname’nin dünyada eşine  rastlanmayan bir zenginlikle önemli bir kaynak olmasını sağlamıştır.  Düşünceye ve daha çok göze hitap eden güçlü tasvirler, sıcak bir mizah,  mübalağa ve secilerle süslü üslubu onu farklı kılan unsurlardır.

ESERİ 10 CİLTTİR SIRALAMASI ŞÖYLEDİR
Seyahatine dair bıraktığı 10 ciltlik Seyahatname’nin konuları şu şekildedir.
I.  Cilt: İstanbul ve civarı Eserin birinci cildinde İstanbul’un târihi,  kuşatmaları ve fethi, İstanbul’daki mübârek makamlar, câmiler, Sultan  Süleyman Kânunnâmesi, Anadolu ve Rumeli’nin mülkî taksimâtı, çeşitli  kimselerin yaptırdığı câmi, medrese, mescit, türbe, tekke, imaret,  hastane, konak, kervansaray, sebilhane, hamamlar… Fatih Sultan Mehmed  zamânından îtibâren yetişen vezirler, âlimler, nişancılar, İstanbul  esnâfı ve sanatkârları yer almaktadır.
II. Cilt: Nisan 1640′ta  yaptığı Buca, Batum, Trabzon, Kafkasya, Girit seferi, 1645′te Erzurum,  Azerbaycan ve Gürcistan. Osmanlı Devletinin kuruluşu, İstanbul’un  fethinden önceki Osmanlı sultanları, Bursa’nın âlimleri, vezirleri ve  şâirleri.
III. Cilt: Şam-Suriye, Filistin-Urmiye, Sivas, El-Cezire, Ermenistan, Rumeli (Bulgaristan ve Dobruca)
IV.  Cilt: İstanbul’dan Van’a kadar yol üzerindeki bütün şehir ve kasabalar,  Evliyâ Çelebi’nin elçi olarak İran’a gidişi, İran ve Irak hakkında  bilgiler
V. Cilt: Van, Basra seyahatinin sonu, Oçakov seyahati,  Rakoçzi’ye karşı sefer, Rusya seferi, Anadolu asilerine karşı hareket,  Çanakkale yolu ile Bursa’ya avdet, Boğdan’a gidiş, Transilvanya  seyahati, Bosna’ya gidiş, Dalmaçya seferi, Sofya’ya avdet.
VI. Cilt:  Transilvanya seferi, Arnavutluk’a gidiş, İstanbul’a avdet. Macar seferi,  Uyvar’ın muhasarası, müellifin 40.000 Tatarla, Avusturya, Almanya,  Flemenk’e ve Baltık Denizine kadar gitmesi. Uyvar’ın zaptı, Belgrad’a  avdet. Hersek’e gönderilmesi, Raguza seyahati, Karadağ seferi, Kanija  seferi ve Kanizsa-Hırvat memleketi.
VII. Cilt: Avusturya, Kırım, Dağıstan, Deşt-i Kıpçak, Esterhan.
VIII. Cilt: Kırım, Girit, Selanik, Rumeli.
IX. Cilt: Garbi Anadolu, Suriye, Mekke ve Medine seyahati.
X. Cilt: Mısır.

-Seyahatname yazıldığı dönemde de bugün de değerinden hiçbir şey kaybetmemiştir.O, eşsiz bir kültür hazinesidir.

-Öznel  anlatıma yer verilmiştir.Örneğin Reşat Nuri’ni hazırlık çalışmasında  verilen “Otoray Yolculuğu ” adlı metindeki “Yolculukta akşam, insanının  gayri ihtiyarî garipsediği, kendini karanlık düşüncelere bıraktığı  saattir.” cümlesi ; “Beserabya Köylerinde” adlı metinde ise “Binbir gece  masallarının sihirli değneğini hayal ediyorum.Bir mucize olsa diyorum  günün birinde gözlerimizi açtığımız zaman bu güzel ve bayındır köylerin  Türk halkıyla beraber Anadolu ya da Trakya’nın bereketli ovalarında  yükseldiğini görsek.” cümleleri öznel anlatıma örnektir.

-Dil öğretici metinlerde göndergesel işlevde kullanılır.Çünkü amaç okuyucuya bilgi vermektir.

16.ETKİNLİK:
İlk anlam: rüzgar ,lehçe, kelime , köy ,Türkçe
Yan anlam: kanat
Mecaz anlam: hafif, ağır, örülmüş, kuşatmıştır
terim anlam: lehçe

SAYFA 94
17.etkinlik
bir gezi yazısı yazınız.Aşağıdaki plan size yardımcı olabilir:
Giriş bölümünde gezi için yapılan hazırlıklar;
Gelişme bölümünde
yolculuk,
yolculuk sırasında görülen ilgi çekici olaylar;
varış
varıştaki ilk izlenimler
Sırasıyla gezilen yerler ve bunların ilginç, belirgin ve ayırt edici özellikleri(betimlemeler,açıklamalar)
Sonuç bölümünde ise bu gezinin sizde bıraktığı etki…

ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
1. öyküleyici, betimleyici ve açıklayıcı
öğretici
tarihi,coğrafi,ekonomik ve kültürel

2)
(Y)
(D)
(Y)
(D)
3) (E)
4) (E) “Şiir ve İnşa” Ziya Paşa’ya ait makaledir.

SAYFA 95
5) (D)
6) (C)
7) (B)

SAYFA 96
cool EKOYAY 11.Sınıf (Lise3) Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları Sayfa 86 117 (A)
9) (C)
10) (D)

SAYFA 97
SÖYLEŞİ(SOHBET)
Hazırlık
Bir  yazarın eserini okurken yazarın herhangi bir konuyla ilgili duygu ve  düşüncelerini, hayata bakış açısını vb. birçok özelliğini sanki yazarla  karşılıklı oturup konuşuyormuşuz gibi öğrenebiliriz.
Her metin  yazarının hayatının, kültürünün, zevkinin izlerini taşır. Bunun için  yazarın sanatının oluşmasında etkili olan hayat hikâyesinin bilinmesinde  yarar vardır.
Bir edebî metnin tamamen yazarın hayatının ve kişisel  özelliklerinin yansıması olduğunu düşünmek yanlıştır. Bunun yanı sıra  edebî metinde yazarın kendi hayatını yansıtmadığını düşünmek de o kadar  yanlıştır.
Her edebî eser, yazarının hayatından, hayata bakış açısından, gözlemlerinden az çok izler taşır.
Hazırlık çalışmasının diğer sorularını kendi bakış açınıza göre değerlendiriniz.
1.ETKİNLİK:
Meslek seçiminde nelere dikkat ettiğiniz konusunda söyleşi yapınız.

SAYFA 101
SÖYLEŞİ ÖRNEKLERİ
Söyleşi örnekleri için tıklayınız.
Bu söyleşi örnekleriyle Şevket Rado’nun söyleşi metninin içerik, dil ve anlatım yönünden incelenmesi
Herkesi ilgilendiren konular seçilmiştir.
Yazarlar soru-cevaplı cümlelerle konuşuyormuş hissi verirler.
Sıcak içten, doğal ve senli benli anlatımları vardır.
Bazı cümleler konuşmadaki gibi devriktir.
Açık bir anlatımın özelliklerini taşırlar.

SÖYLEŞİ METİNLERİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
Herkesi ilgilendiren konular seçilir.
Cümleler konuşma üslubundadır ve genellikle devriktir.
Yazar karşısında biri varmış gibi sorular sorar, cevaplar verir, düşüncelerini günlük konuşma dili içtenliğinde açıklar.
Sıcak içten, doğal ve senli benli anlatımları vardır.
Sohbetlerde konu uzatılmaz, fazla ayrıntıya girilmez,anlatılanlar kanıtlanmaya çalışılmaz.
Sohbet yazılarının amacı okuyucuyu konu üzerinde düşünmeye sevk etmektir.
Yazar deyimlerden, ata sözlerinden, hatıralardan,, nüktelerden, özlü sözlerden sıkça yararlanır.
Eskiden bu yazılara ” muhasebe” denirdi.
Bu türün en önemli temsilcileri Ahmet Rasim, Şevket Rado, Nurullah Ataç, Falih Rıfkı Atay, Suut Kemal Yetkin, Ferit Kam’dır.

3.ETKİNLİK
“Huzura  Götüren Yol” metninde “aile hayatında mutlu olmanın yolları” iletisi  okuyucuya verilmeye çalışılmıştır.Meslek seçimi konusunda yaptığınız  söyleşinin amacı da meslek seçerken nelere dikkat edilmesi gereken  hususlar hakkında arkadaşlarınıza bilgi vermektir.
Sözlü ve yazılı  söyleşilerde senli-benli, sıcak, samimi ,doğal, gereksiz ayrıntılara yer  verilmeyen, günlük konuşma dilinin özelliklerini taşıyan bir anlatım  tarzı kullanılır.
Yapılan söyleşilerde amaç ,herhangi bir konuda  duygu ve düşüncelerin sıcak ve samimi bir şekilde  dinleyiciler/okuyucularla paylaşmak olduğu için kullanılan anlatım tarzı  da buna göre şekillenir.

4.ETKİNLİK
Metinden verilen  paragraflar yazarın “aile hayatında mutluluk yolları” konusundaki  düşüncelerini ortaya koymak amacıyla oluşturulmuş ve metnin tamamında  ortaya konacak ana düşünceyi oluşturmak amacıyla birbirleriyle  ilişkilendirilmiştir.

5.ETKİNLİK
“Huzura Götüren Yol” metninde  yazar düşüncelerini kanıtlama ve derinlemesine ele alma yoluna  gitmemiştir.Çünkü sohbet yazılarında okuyucu ikna edilmeye  çalışılmaz,gereksiz ayrıntılara yer verilmez.
Bu düşünceler “aile/evlilik hayatında mutluluğun yolları” düşüncesi etrafında ilişkilendirilmiştir.

SAYFA 102
6.ETKİNLİK
Metinde kişisel ve yöresel söyleyişlere yer verilmiştir.
Metinde  yazar kişisel ve yöresel söyleyişlere yer vererek okuyucuyla arasındaki  iletişimi, sıcaklığı sağlamak böylece düşüncelerini daha rahat ve doğal  bir şekilde ifade etmek istemiştir.

7.ETKİNLİK
Metinde ağırlıklı olarak açıklayıcı anlatım türü kullanılmıştır.
Örnek  cümle: “İşte böyle anlarımızda size biraz önce bahsettiğim kendimize  mahsus zevklerimiz, eğencelerimiz, meraklarımız, marfietlerimiz  imdadımıza yetişir ve ancak olnlar sayesinde yalnız kalmamız mümkün  olur.Mesela, okuma zevki, bahçe merakı, dikiş dikmek, örgü örmek bir  musiki aleti çalmak gibi…”

8.ETKİNLİK
Açıklık:Metin açık bir  anlatıma sahiptir.Metinde belirtilmek istenen duygu ve düşünceler kolay  anlaşılır herhangi bir açıklamaya gerek duymadan kavranabilir  niteliktedir.
Örnek cümle:”Kadın erkek herkesin bir merakı olmalıdır.”
Akıcılık:  “Metinde paragrafı oluşturan cümlelerde telaffuzu ve anlamayı  zorlaştıran sözcüklerin kullanılmamış, paragraflar kolayca okunabilir ve  anlaşılabilirdir.
Örnek cümle: “Aile hayatında şüphesiz mecburiyetler vardır.”
Yalınlık: “Metinde aşırı söz sanatı yapılmadan, yabancı sözcüklere yer verilmeden oluşturulan cümleler yalındır.”
Örnek cümle: “Çünkü evlilik kısa süren bir beraberlik değildir.
“Duruluk:Metindeki cümleler genel olarak durudur, gereksiz söz ve söz gruplarına yer verilmemiştir.
Örnek cümle:”İnsanın boş zamanı olup da bu boş zamanını nasıl dolduracağını bilmemesi en sıkıntılı ve tehlikeli halidir.”

SAYFA 103
METİNDE ANLATIM BOZUKLUĞU OLAN CÜMLELER
“Bu  ayırmayı yaparken maddi bakımdan yani kiloca hafif veya ağır insanları  kastetmiyorum.” cümlesinde altı çizili kelime “ayrımı” şeklinde  olmalıydı.
“Nezaket sanatı başkalarıyla beraber olduğumuz zaman  onları hoşlarına gidecek şeyler yapmamızı bize emreder.” cümlesinde altı  çizili kelime gereksizdir.
Sayfa 99′da ilk paragrafta  “…………karı-kocanın ilk tanışma devrelerinde ve tabiatıyla  evliliğin ilk senelerinde kendiliğinden vardır.” cümlesinde altı çizili  “ilk” sözcüğü gereksizdir.
Hemen alttaki “Genç kız veya delikanlı  sevdiği ve evlenmeyi gözüne koyduğu müstakbel eşini sıkmamak için  elinden geleni yapar, (eşi) darılacak diye türlü fedakarlıklara seve  seve katlanır.”cümlesine parantez içindeki kelime getirilmeli.
Sayfa  99 son paragrafta “Eğer bir ailenin içinde karı-kocada bu tür zevkler  yoksa gündüz sabahtan akşama kadar çalışıp eve gelmiş olan koca….” ile  devam eden cümlede “gündüz” sözcüğü gereksizdir.Ayrıca “eve gelmiş olan  koca” yerine “eve gelen koca” denirse daha duru bir cümle olur.
100.sayfa ikinci paragraftaki “Olsa olsa ahenksizlik vardır; karşılıklı kavgalar, çekişmeler veya…”
ile devam eden cümlede karşılıklı sözcüğü gereksizdir.

10.ETKİNLİK
Bitişik yazılan”ki”, “de” Nedeni
altında HâL eki(bulunma hali) olan “de” bitişik yazılır.
evlilikte HâL eki(bulunma hali) olan “de” bitişik yazılır.
hayatında HâL eki(bulunma hali) olan “de” bitişik yazılır.

karşınızdakine Aitlik zamiri olan “ki” bitişik yazılır.
karşımdaki Aitlik zamiri olan “ki” bitişik yazılır.

Ayrı Yazılan “ki”, “de”, “mi” Nedeni:
biraz da Bağlaç olan “de/da” ayrı yazılır.
iki taraf da Bağlaç olan “de/da” ayrı yazılır.

ne yazık ki Bağlaç olan “ki” ayrı yazılır.
mecbur muyum Soru eki “mi” ayrı yazılır.
değil midir Soru eki “mi” ayrı yazılır.

ANLAMA-YORUMLAMA
1) Söyleşi yazıları da öğretici metin olduğu için dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılır.
2) Bu sözle birbirine karşı yük olmamak, eziyet ve sıkıntı vermemek, çekilebilir, dayanılabilir olmak ifade edilmiştir.
3) Yazar “hafif insan” ve “ağır insan” sözleriyle varlıklarıyla karşı tarafa yük olan veya olmayan insanları kastetmiştir.
4.Metne göre gerçek evlilik eşlerin birbirini iyice tanıyıp ağırlıklarını hissetmeye başladıkları andan itibaren başlar.
5) Okullarda şiddet olaylarının sebepleri:
Aile içi şiddetin yansıması,
Maganda kültürü,
günlük hayattaki şiddetin yansıması,
Başarısız öğrencilerin ve öğrenme problemi olan çocukların tepkisi,
Bazı tv. dizilerindeki kahramanlara(?) özenti
ailelerin düşük eğitim düzeyi
büyüdüğünü(!!!) kanıtlamak
İdealsizlik, hedef olmaması gibi pek çok sebep sıralanabilir.
6)  Yazar, evlilik konusunda kendi yaşamından, çevresinden, aile yaşamından  örnekler vermiş, bu konudaki gözlemlerini ana düşünceye paralel olarak  çarpıcı biçimde metne yansıtmıştır.

SAYFA 104
ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
1.
Sohbetlerde sıcak, samimi,konuşma havası içinde bir üslup kullanılır.
Söyleşi yazılarında açıklayıcı, kanıtlayıcı, öğretici anlatım türleri kullanılabilir.
2) (Y,(D), (Y)
3) (D)
4) (B)
5) (A)
6) (E)
7) (B)

SAYFA 108
1.ETKİNLİK:  Aynı haberin değişik gazetelerde ele alınış şekillerinin farklı olması  haberi yayına hazırlayan editörlerin farklı bakış açıları, kişisel  tercihleri , gazetenin yayın politikası vb. etkenlerdendir.

HABER YAZILARININ ORTAK ÖZELLİKLERİ:
Haber yazılarının günlük ve önemli olması gerekir.
Haberler doğru olmalıdır.
Kolay anlaşılır; akıcı, açık ve duru olmalıdır.

Haber yazıları toplumun büyük bir kısmını ilgilendirmelidir.
Yazan kişi anlattıkları karşısında tarafsız kalmalı, yorumdan kaçınmalıdır.
Yanlış anlaşılmalara yer verecek cümlelerden kaçınılmalıdır.
Anlatılanlar  ilgi çekici olmalıdır. 5N 1K (ne, niçin, nasıl, nerede, ne zaman, kim)  ifadesi haber yazıları oluşturmada önemlidir. Haber yazıları, 5N lK’da  yer alan sorulara verilen cevaplarla genişler.
Haber yazısının belirleyici özellikleri nelerdir?
•  Haber plânı tersine dönmüş pramit diye bilinir. Tersine dönmüş  pramitte, haberin giriş bölümünde olay birkaç cümle ile özetlenir.
Gelişme bölümünde sözü uzatmadan gerekli ayrıntılar verilir.
Sonuç bölümünde ise olayın etkisi, olaya el koyma anlatılır.
• Haber ilginç olmalıdır. Haberin başlığı da ilginç olmalı, başlığa gözü takılan okuyucu, gerisini okumak için can atmalıdır.
• Haber duyulmamış olmalıdır. Okuyucu duyduğu bir olayı ikinci kez okumaz.
• Haber önemli olmalıdır. Haberin ilgilendirdiği okuyucu kitlesi çok olmalıdır.
• Haber doğru olmalıdır. Muhabir haberi tarafsız yazmalı, habere yorum katmamalıdır. Yorum köşe yazarlarının işidir.
• Haber yazılarında, muhabir okuyucuyu haberle başbaşa bırakmalı, okuyucusuna kendi varlığını hissettirmemelidir.

 

SAYFA 109
2.etkinlik
YENİLİK Haber bilimdeki yeni bir gelişmeden söz ediyor.

İlginçlik ve önemlilik
Haber ilginç ve önemlidir.
Doğruluk: Haberin doğruluk değeri vardır.
Kolay anlaşılırlık Sade ve yalın diliyle haber kolay anlaşılırdır.

SAYFA 110
3.ETKİNLİK
EK BİLGİ
Haber kaynakları üçe ayrılır:
Resmî haberler : En etkili kişilerden öğrenilir.
Özel haberler : Halk arasındaki olayların halk tarafından muhabirlere bildirilmesiyle elde edilir.
Ajans haberleri : Dünya olaylarını toplayıp her yana bildiren kurumların verdikleri haberlerdir.
Buna göre:
“Küresel Isınma Yoksulu Vuracak” resmi haber
“O Bir Zehir Avcısı” Resmi Haber
“Park Yerini 7 Ay aradı.” Ajans haberi (ANADOLU AJANSI-AA)

SAYFA 111
NE? Park yerini 7 ay aradı.
NE ZAMAN? Haberde olayın zamanı verilmemiş.
NASIL? Komşuların polise terk edilmiş araç ihbarı yapması üzerine
NİÇİN? Park ettiği arabasının yerini hatırlayamadığı için
NEREDE? İngiltere ST.Edmuns merkezinde
KİM? Eric Kings

5N  1K (ne, niçin, nasıl, nerede, ne zaman, kim) ifadesi haber yazıları  oluşturmada önemlidir. Haber yazıları, 5N lK’da yer alan sorulara  verilen cevaplarla genişler…

5.ETKİNLİK
Tablodaki özellikler verilen haber metinlerin hepsi için geçerlidir.

6.ETKİNLİK
Haberler , insanların sosyal, siyasal kültürel ve günlük hayatla ilgili bilgi almasını sağlar.

SAYFA 112
8.ETKİNLİK
Haber yazılarında sözcükler ilk(gerçek) anlamlarında kullanılır.

9.ETKİNLİK
UYARI: (LÜTFEN DİKKATLE OKUYUNUZ)
Cümle  türü ile ilgili sınıflamalarda -özellikle yapısına göre cümleler  konusunda- dilbilgisi yazarları arasında ortak bir görüş oluşmamıştır.  Söz gelimi “sıralı cümleler”i kimi yazarlar bileşik cümlenin bir türü  gibi kimileri de ondan ayrı bir yapı olarak değerlendirmektedir.

Haber yazılarının işlevi okuyucuya bilgi vermek olduğundan cümlelerin yapı ve anlam özellikleri bu şekildedir.

10.ETKİNLİK:
İncelediğimiz haber yazıları kolay anlaşılır, açık, sade ve durudur.

11.ETKİNLİK:
1.Haber
Anlatım Türü : Açıklayıcı, öğretici anlatım
Bu anlatım türüne örnekler : Şu anda atmosferde bir milyonda 380 (ppm) oranında karbondioksit bulunmakta… vb.

2.Haber
Anlatım Türü : Açıklayıcı, öğretici anlatım
Bu  anlatım türüne örnekler : Adil Denizli sadece ayrıştırılmak istenen  maddeyi tanıyarak tutabilecek polimerlerle kan ve suyun zehirlerden  arındırılmasında dünya çapında başarılı çalışmalara imza atmış…vb

3.Haber
Anlatım Türü : Açıklayıcı, öğretici anlatım
Bu  anlatım türüne örnekler : İngiltere’de dalgın bir sürücü, park ettikten  sonra yerini hatırlayamadığı otomobiline 7 aylık çaba sonucu kavuştu…

4.Haber
Anlatım Türü : Açıklayıcı, öğretici anlatım
Bu  anlatım türüne örnekler : Yaklaşık 40 milyon kişiye hizmet veren SSK  kuyrukları bitirmenin yolunu işlemleri elektronik ortama taşımakta  buldu.

SAYFA 113
12.ETKİNLİK
Verilen metinlerde anlatım bozukluğu yoktur.

13.ETKİNLİK
ÖRNEK HABER METİNLERİ
Gözlerinizi korumak için ellerinizi yıkayın
Memorial  Şişli Hastanesi Göz Merkezi Başkanı Doç. Dr. Barış Sönmez, basit birkaç  önlemle göz sağlığını korumanın mümkün olduğunu söyledi.
Sönmez, üst  solunum yolu enfeksiyonlarıyla birlikte seyreden ve viral etkenler  nedeniyle ortaya çıkan kırmızı gözün, sıklıkla ek bir tedavi  gerektirmediğini dile getirerek, “Bazı kırmızı göz olguları ise aksine  daha şiddetli seyreder ve oldukça bulaşıcıdır. Bunun en önemli örneği de  adenovirus konjonktiviti salgınlarıdır.” dedi. Adenovirus nedeniyle  gelişen kırmızı gözün genellikle kreşler, okullar, hastaneler ve toplu  taşıma araçlarıyla hızla yayıldığını aktaran Sönmez, ellerin sık  yıkanması, hasta olan insanlarla tokalaşma ve öpüşmekten kaçınılması  gerektiğini aktardı.

TV’yi yakından seyreden çocuk miyopi olabilir

-”Uzağı  net görememek” olarak tanımlanan miyopi, doğuştan olabileceği gibi,  erişkinlik çağlarında da başlayabiliyor. 7-16 yaşları arasında başlayan  miyopiye ise “okul miyopisi” adı veriliyor.
Acıbadem Maslak Hastanesi  Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar; “Ebeveynler ve öğretmenler  de gerek çocuğun gözünü kısmasından, gerekse tahtayı iyi  okuyamamasından veya televizyonu yakından seyretmesinden göz bozukluğunu  tahmin edebiliyor.” dedi. Coşar, ancak sadece tek göz bozuksa bu  durumun kolay tespit edilemediğini, erken tedavi edilmediği için de göz  tembelliğine yol açtığını ifade etti. Coşar, pek çok bilimsel çalışmada,  miyop çocukların zekâ katsayılarının (IQ) normalden 7-8 puan daha fazla  bulunduğunu belirterek, “Bu istatistikler 2 türlü açıklanabilir: ‘Ya  miyopi ile zekâ geni aynı kromozomda birlikte kalıtlanıyor ya da daha  zeki olanlar okumayla daha çok zaman harcıyor ve gözde miyopi oluşuyor.”  diye konuştu.

Doğru bilinen yanlışlar
Yanlış: Miyopi için düşük numaralı gözlük takılırsa numaralar daha az ilerler.
Doğrusu: Gözde mevcut numaralar ne ise ona uygun numara kullanılmalı.
Yanlış: Miyopi için sürekli gözlük takılmasına gerek yok.
Doğrusu: Çocukluk döneminde, doktorun önerdiği gözlükler sürekli takılmalı.
Yanlış: Yaş ilerledikçe miyopi azalır.
Doğrusu: Miyopi ilerleyen yaşla birlikte azalmaz.

Okuduğumuz  haber yazıları nesneldir.Anlatıcıları kendi duygu ve düşüncelerini  metne katmadan, yorum yapmadan objektif bir tavır takınmışlardır.

14.Yazım ve noktalama yanlışı yoktur.

ANLAMA-YORUMLAMA
1.Haber yazılarında dil göndergesel işlevde kullanılmıştır.
2.Haber  yazılarının amacı bilgi vermektir.Haber yazıları, en doğru, en ilginç  haberleri okuyucuya ulaştırmaya çalışır.İnsanlar yaşadıkları yer ve  dünyada olup biten olaylar hakkında bilgi edinme ihtiyacı duyarlar.Bunun  için de tv., gazete, internet gibi haber kaynaklarından yararlanırlar.
3.Metnin  ana düşüncesi “Küresel ısınmanın gittikçe artan tehditlerine karşı  siyasi ve sosyal engeller aşılıp buna çözüm bulunmalıdır.” Haber yazarı  ana düşünceyi desteklemek için resmi raporlardan, bilim adamlarının  görüşlerinden, sayısal verilerden yararlanmıştır.
4.Metindeki terim  ve kavramlar “sera gazları, karbondioksit , eko-sistem…iklim  değişikliği “dir.Bu terim ve kavramlar haberin konusu bilimsel bir  alanla ilgili olduğu için kullanılmıştır.

5.KÜRESEL ISINMAYA KARŞI ALINABİLECEKÖNLEMLER
-Sera gazı salımını kontrol edecek günlük hayattaki bazı önlemler şöyle sıralanıyor:
-Standart ampulü, tasarruf ampulü ile değiştirmek, yılda 75 kilogram (kg) karbondioksit tasarrufu sağlıyor.
-Daha  az araba kullanmak. Daha sık yürüyüp, bisiklet kullanmak ve toplu  taşıma araçlarından daha çok faydalanmak. Araba kullanılmayan her 2  kilometre için 0,75 kg. karbondioksit tasarruf edilecektir.
-Otomobillerin  hava ve yakıt filtrelerinin her zaman temiz olmasına dikkat etmek. Çok  tozlu ortamlara yaptığınız yolculuklardan sonra mutlaka filtreler  temizlenmeli. Kirli filtreler fazla yakıt harcanmasına yol açmaktadır.
-Geri  dönüşüme katkıda bulunmak. Evlerden çıkan çöplerin sadece yarısını geri  dönüştürerek yılda 1200 kg. karbondioksit tasarrufu sağlanabilir.
-Lastikler  kontrol etmek. Düzgün şişirilmemiş lastiklerle litre başına alınan yol  yüzde 3 oranında artar. Buradan sağlanacak her 4 litre benzin tasarrufu  10 kg. karbondioksiti atmosferden uzak tutar.
-Daha az sıcak su  kullanmak. Suyu ısıtmak için çok fazla enerji kullanmak gerekiyor. Daha  az su tüketen bir duş başlığı ile 175 kg, giysileri soğuk su ya da ılık  suda yıkayarak da 250 kg. karbondioksit tasarrufu yapabilabilir
-Ambalajları fazla olan ürünlerden kaçınmak. Çöpü yüzde 10 oranında azaltarak 600 kg. karbondioksit tasarrufu yaptirir.
-Su  ısıtıcısını ayarlamak. Isıtıcıları kışın 2 derece yukarı, yazın 2  derece aşağı ayarlamak. Bu basit ayarlamayla yılda 1000 kg karbondioksit  tasarrufu yapilabilir.
-Elektronik cihazları tamamen kapatmak. Evde  ortalama 8 saat stand by konumunda bırakılan TV, DVD, müzik seti gibi  elektronik cihazlar, yılda 450 kg karbon gazının atmosfere yayılması  anlamına gelir.
-Her yıl en azından bir ağaç dikmek. Bir ağaç ömrü boyunca 1 ton karbondioksit emmektedir.
-Özellikle ısınmada güneş enerjisi ile çalışan sistemleri kullanılmak. Bu çok büyük tasarruflar sağlayacaktır.
-Ormanlarda piknik yapmak yerine daha çok az ağaçlık küçük park ve bahçelerde piknik yapmak, orman yangınlarını engelleyecektir
-Orman  içlerinde yakıcı ve yanıcı maddelerle piknik yapılması engellemek.  Orman içlerinde daha çok, önceden hazırlanmış yiyeceklerin tüketilmesine  izin vermek.
-Orman içlerinde yapılan pikniklerde kullanılan ve  mercek görevi yaparak ormanların yanmasına neden olan cam kırıklarının  toplatılması için gönüllü toplayıcı ekiplerinin oluşturmak. Bu sistem  yerel yönetimler tarafından oluşturulabilir.

6.Bu tür konuların haber yapılması insanların bu konularda bilinçlenmesini ve yetkililerin daha duyarlı olmalarını sağlar.
7•  Haber plânı tersine dönmüş pramit diye bilinir. Tersine dönmüş  pramitte, haberin giriş bölümünde olay birkaç cümle ile özetlenir.
· Gelişme bölümünde sözü uzatmadan gerekli ayrıntılar verilir.
· Sonuç bölümünde ise olayın etkisi, olaya el koyma anlatılır.

SAYFA 114
ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
1.
resmi haberler, özel haberler, ajans haberleri
yorumlarını
ilgi çekici
2) (Y) ajans haberleri denir.
(D)
(D)
(D)
3) (C)
4) /E)
5) (D)
6) (B)

8.FIKRA

SAYFA 116

HAZIRLIK
Fıkralar  her konuda yazılmakla birlikte özellikle herkesi ilgilendiren günlük  olaylardan seçilmiş konularda yazılır.Günlük gazetelerdeki köşe  yazılarında yurt ve dünyadaki güncel olaylar hakkında görüş belirtilir.
Bu söz fıkra yazılarının kısa; ama özlü, yoğun bir anlatımı olduğunu vurguluyor.

SAYFA 117
Gazete  ve dergi gibi süreli yayınlarda, bir yazarın periyodik olarak genel bir  başlık altında günün sosyal ve siyasî olaylarını kendi bakış açısına,  siyasî, ideolojik eğili-mine ve düşünce yapısına göre değerlendirdiği  kısa yorum yazılarına fıkra denir. Yazarın, gündelik olayları, özel bir  görüşle, güzel bir üslupla, kanıtlama gereği duymadan yazdığı kısa,  günübirlik yazılardır.
* Gazete yazısıdır.
* Yazar düşüncelerini kanıtlama yoluna gitmez.
* Dil tabiidir. Günlük deyimlere, yer yer nükteli sözlere yer verilir.
* Okuyucuyla sohbet ediyormuş gibi bir hava sezdirilir.
* Türün ünlüleri, Ahmet Rasim, Falih Rıfkı, A. Haşim, H. Cahit Yalçın, Peyami Safa.

Bir  yazarın herhangi bir konu veya günlük olaylar hakkındaki görüşlerini,  düşüncelerini ayrıntılara inmeden anlattığı gazete ve dergilerde  yayımlanan kısa fikir yazılarına Fıkra denir. Bu tür yazıların diğer adı  da ‘Köşe Yazısı’dır. Fıkralar, gazete ve dergilerin belli sütun veya  köşelerinde yayımlanır.

Yazılı kompozisyon türü olarak fıkra  düşünsel ağırlıklı, günlük, kısa yazılardır. Siyasi ve toplumsal olaylar  ele alınırken belgelere, kanıtlara, aşırı ayrıntılara yer verilmez.  Fıkra yazarı geniş kitlelere seslendiği için dili kolay anlaşılır  olmalıdır. Her konuda fıkra yazılabilir.

Fıkranın Özellikleri
1. Günlük olaylar veya düşüncelerle ilgili konular işlenir.
2. Konular tarafsız bir şekilde ele alınmalıdır.
3. Düşünceyi ön plânda olmalıdır.
4. Konular çok değişik açılardan ele almadan, ayrıntılara inmeden işlenir.
5. Yazılanlara okuyucuyu inandırma zorunluluğu yoktur.
6. Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.
7. Nükteli fıkralardan, kıssalardan, vecize ve atasözlerinden faydalanılmalıdır.
8. Açık, sade ve akıcı bir dil kullanılmalıdır.

Fıkranın Yazılma Amacı
Fıkraların  amacı, siyasî, kültürel, ekonomik, toplumsal vb. konuları çok defa  eleştirel bir bakış açısıyla anlatarak kamuoyunu yönlendirmektir.  Fıkralarda kesin olmaktan ziyade güzel, hoş sonuçlara varmaya; canlı,  ilgi çekici olmaya özen gösterilmelidir. Yazar kendi duygu ve  düşüncelerini en başarılı şekilde yansıtarak okuyucu ile arasında sıkı  bir bağ kurar.
Not: Bu tür fıkraları, kısa hikâye niteliğindeki,  nükteli, mizah öğesi taşıyan fıkralarla karıştırmayınız. Bu tür  fıkralarda dinleyeni güldürmek, eğlendirmek ön plandadır. Oysa köşe  yazılarında okuyucuyu düşündürmek, güncel bir sorunu dile getirmek  esastır.

Fıkra ile Makalenin Farkı
1. Makalelerde yazılanları ispatlama kaygısı vardır; ancak fıkralarda yazılanları ispatlama kaygısı yoktur.
2. Makalelerde ciddi, yapmacıksız, bilimsel bir anlatım vardır. Fıkralarda açık, sade ve anlaşılır bir dil kullanılır.
3. Fıkralar günübirlik yazı türüdür. Makalede ise böyle bir durum yoktur.
Edebiyatımızda  Fıkra yazan ilk kişi Ahmet Rasim’dir. Bunun dışında Falih Rıfkı Atay,  Peyami Safa, Burhan Felek ve Çetin Altan en tanınmış fırka yazarlarıdır.

Türk edebiyatında fıkra yazarlığı ne zaman başlamıştır?
Türk  edebiyatında fıkra yazarlığı, Şinasi’nin 1860 yılında Agâh Efendi ile  birlikte çı-kardıkları Tercüman-ı Ahval gazetesindeki yazılarıyla  başlamıştır. O zamandan günümüze kadar fıkra yazan başlıca yazarlar  şunlardır: Namık Kemal, Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Falih Rıfkı Atay,  Burhan Felek, Peyami Safa, Refi Cevat Ulunay, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf  Ziya Ortaç, Bedii Faik, Necip Fazıl Kısakürek, Nazlı Ilıcak, Rauf Tamer,  Ahmet Kabaklı, Çetin Altan, Oktay Ekşi, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, İlhan  Selçuk, Ergun Göze, Hasan Pulur, Mehmet Barlas, Fehmi Koru, Ta-ha Akyol,  Gürbüz Azak, Ahmet Taşgetiren, Cengiz Çandar, Yavuz Gökmen, Gülay  Göktürk. Anı Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro Fıkra Röportaj Makale  Eleştiri Haber Yazısı Deneme Gezi Yazısı Söyleşi

 

Gelen Aramalar:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>